Chp’de yeni dönem başlıyor. Daha doğrusu başlıyormuş. 2 hafta önce istifa eden deniz baykal sanki hiç istifa etmemiş ve hatta sanki hiç deniz baykal yokmuş gibi
başkanlarını yani “gandi kemal”‘i seçtiler. Chp li arkadaşlara göre chp genel başkanını değil başbakanı seçti. Ne kadar doğrudur bilinmez ama ben bu konuyu biraz irdelemek istedim

Daha başkanlığının ilk günün de NTV de konuşulmuştu kemal kılıçdaroğlu. 10 kadın programında konuşulan konu şu idi. Kemal kılıçdaroğlu’nda liderlik tipi var mı ?

İcraatlar dururken konuşulacak şeymidir bilmem ama bu soru sorulmadan önce bir AKP’li olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nda liderlik tipinin olup olmadığını düşünmeye
başladım. Hakikatten de aday olduğunu duyduğum ilk andan itibaren sevindim Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanı olacak olmasına. Çünkü O’nun sevgili Başbakanım
ile boy ölçüşemeyeceğini düşündüm. Yine bir AKP’li olarak hâlâ öyle düşünüyorum. Benim gibi düşünen bir çok kişi de Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderlik tipine haiz
olmadığını düşünüyor. Ben Sevgili Kılıçdaroğlu’nun Başbakan olduğunu düşünemiyorum bile. Tabi ki önemli olan icraatlar. Bunda kuşku yok. Fakat benim bunda böyle
düşünmem de ki gerekçe de şudur ki ; kişilerin değişmesi kafaların değişmediği bir yerde asla umut oluşturmaz. Kafaların değişmesi lazım ambalajın değil.
Duyduğuma göre 2 de gazeteci eklenmiş listeye. Yiğit Bulut’un dediği gibi “gazeticiler ile ülke yönetilemez” . Bence bu yanlış yöntem. Ayrıca almışken keşke
Uğur Dündar, Mehmet Ali Birand gibi CHP’liliği tartışılmayan kişileri de alsaydılar. Eminim alsalar idi asıl o zaman oyları yükselirdi. Çünkü bu sefer taraflı
yayın yapmak meşru olacaktı. Bunu sadece ben söylemiyorum. Milletvekili olan Kamer Genç de Kemal Kılıçdaroğlu’nu kastederek ” keşke benim de arkamda uğur dündar
gibi biri olsaydı da bende başkan seçilseydim” diyerek söylediğime katkı yapıyor.

Yeni isimler arasında alevilerin fazla olması , 2 tane eski imam’ın olması acaba bir değişiklik midir yoksa göz boyama mıdır bilemem. Fakat ben şunu biliyorum ve
inanıyorum ki CHP de bu zihniyet devam ettikçe ana parti ama anamuhalefette ki anaparti den öteye gidemezler. Hele ki sevgili Kılıçdaroğlu’nun başa geçmesi bu
düşüncemi kuvvetlendirdi. Özellikle icraatları arasında söyledikleri hakikatten komik. Örneğin yolsuzluk bitecek diyor. Yani var demek istiyor. Hatta Melih Gökçek
ile kapışmasında elinde bir sürü belge vardı. Peki sormazlar mı adama ne yaptın sen o belgeleri diye ? Neden dava açmadın diye sormazlar mı ? Açmıştır belki.
O zaman da sormazlar mı adama o davalar ne oldu diye ?

Her şeye HAYIR demek muhalefet demek değildir. Muhalefet iktidarın yanlışını bulduğu zaman üstüne gider. Eksikliğini sorgular. Yahu bu AKP 8 yılda hiç mi iyi birşey
yapmadı. Hiç mi “evet. Bu oldu. ” diyecek bir icraatı yok. Bu nasıl iktidardır 8 yıldır duruyor. Biz nasıl milletiz ki 8 yıl bu iktidarı düşürmedik. Bunu biraz
düşünsenize. AKP ne yapsa yanlış oluyor. Ne yapsa halka ihanet oluyor. Asıl ihanet AKP nin her yaptığı şeye “hayır” demektir. Çünkü o partinin yaptığı her şeye
hayır demek yüzde 47yi aptal yerine koymaktır. Bence de CHP sırf bu yüzden kaybediyor ve böyle devam ettiği sürece kaybedecek. Hayır hayır demekle siyaset olmaz.
O yanlış. Bu yanlış . Şu vatana ihanet. Bu atatürk’e ihanet. Şu Anayasa’ya aykırı bu milletin bölünmez bütünlüğüne aykırı. Peki doğrusu nedir ? Bir kere de bunu
söyle kardeşim. Muhalefet yukarda dediğim gibi herşeye hayır demek değil. Hayır dediğinde nedenini de söylemektir. Tarzındır hayır dersin ama bir kere de de ki
şu şu şu yüzden yanlış. Şöyle olsa doğru olurdu. Nerdee . Hep hayır. Biz sizi her tasarıyı anayasa mahkemesine götüresiniz diye değil iktidara doğruyu gösteresiniz
diye muhalefet seçtik. Siz bizlere doğru olanı açıklarsanız Anayasa Mahkemesine zaten gerek kalmadan biz oyumuzu hayır olarak kullanırız.

2001 yılında %125 olan bir enflasyon var iken şuan ki enflasyon %9. Bunu bir başarı olarak saymayan insan bile değildir. Sadece buna bakarak bile ekonominin
düzeldiğini söylemek hiç de güç olmaz. Fakat sevgili anamuhalefet partimiz ekonomi yerlerde insanlar açlıktan ölüyor diye feryat ediyor. Evet durumumuz iyi değil.
ama 2001 yılında ki durumdan 1000 kat daha iyiyiz. Unutulmamalı ki o zaman iktidar da sol bir parti vardı.

Son anayasa paketine bakıyoruz. HSYK ile ilgili düzenlemelere acayip tepkililer. Bunların çok övündüğüz girmek istediğiniz avrupa birliğinde ki devletler de ki sitem ile
aynı olduğunu söylüyorsunuz ama burası Türkiye buranın özel şartları var diyorlar. Ne o özel şartlar. Yok. Neden orda hükümet yargıyı ele geçirmemiş de bizimkiler
ele geçirecek ? Nasıl oluyor bu ?

Ülkeyi sattılar deniyor. Bunu biri bana açıklarsa sevinirim. Ne demek ülkeyi satmak.? Özelleştirme ne zamandan beridir ülke satmak oluyor. Özelleştirme bir devlet
politkasıdır. Özelleştirme istisnasız neredeyse bütün devletler de uygulanmaktadır. Efendim “Türk Telekom’u sattılar.” Türk Telekom’un sadece küçük bir kısmı özelleştirildi
ve bu özelleştirmeden 6 milyar dolar gibi bir gelir elde edildi. Özelleştirme’nin olmadığı bir devlet batmaya ve yıkılmaya mahkumdur. “Biz özelleştirmeye değil
yabancılara satılmasına karşıyız”. diyenler olabilir. O karşı olan arkadaşlara da derim ki Özelleştirme Kanunu’nu AKP çıkarmadı. Yıllardır var. Yıllardır uygulanan
kurallar uygulanıyor. O zamanlar sorun yoktu , yabancılar almıyordu da şimdi mi alıyorlar. Şimdi mi sorun çıktı ? . Özelleştirme konusunda sorunu olan AKP’ye değil,
Özelleştirme kanununu çıkaranlara baksın. Özelleştirme halka açık yapılır. İhale usulüdür. Herkes yeterlilik belgesi aldıktan sonra bu ihaleye katılabilir. Yani
kurumlar yabancılara satılmıyor . Yabancılar ihaleye girip kazanıyor ve alıyorlar. Bunu lütfen unutmayın.

Kimse de beni CHP düşmanı sanmasın ama bu kafa ile 40 yıl gittikçe oy moy vermem ben

Benzer yazilar

Comments
Yorum Yap »
Isminiz
Email
Yorumunuz